Adsense

Samsung S5 Hayal Kırıklığına Sebep Oldu

0 yorum
Samsung Şubat ayında İspanya’nın Barselona kentinde yapılan Dünya Mobil Kongresinde Galaxy S5′i tanıtmıştı. O tarihten itibaren Samsung’un bütün telefonları gibi Galaxy S5′te hem eleştirildi hemde çok beğenildi.
Yapılan yorumlara göre telefonun tasarım anlayışını beğenmeyenler, beğenenlerden daha fazla gibi görünmekteydi. Kesin olan bir konu vardı ki o da hep eleştirilen “malzeme kalitesi” idi.
Deri görünümlü plastikten, alüminyum görünümlü plastikten sıkılan Samsung kullanıcılar 2200 TL verecekleri bir telefondan daha fazlasını bekliyor ve en önemlisi artık “daha fazlasını hak ettiklerini” düşünüyorlardı.
Samsung ise aynı tasarım anlayışına inat ile devam ediyor. Galaxy S5 büyük satış rakamlarına ulaşmış olsa da beklenen satış rekorlarının çok ama çok uzağında kaldı. Buna en büyük sebep ise Galaxy S5’in hem tasarım hemde donanım açısından bekleneni verememesiydi. Aynı kasaya hem daha büyük ekranı hemde daha büyük pili sığdıran rakipleri varken Galaxy S5 rakiplerinden bir adım geride yer aldı.
Devamını oku...

Her Şeye Rağmen Google Glass Satış'da

0 yorum
Özel hayatı olumsuz etkileyeceği düşüncesi nedeni ile pek çok tepkiye ve yasağa maruz kalan Google'un akıllı gözlüğü Google Glass her şeye rağmen Amerika'da satışa sunuldu. Google Glass hakkında işte ayrıntılar.

Google Glass sizin tam anlamıyla kişisel gözlük asistanınız oluyor. Ona bir "üçüncü göz" demek belki daha doğru olabilir. Android işletim sistemi bu gözlüğün içerisinde de var ve bir akıllı telefon gibi komutlarınızı işleyebiliyor olan gözlük ayrıca 16 GB belleğe sahip ve Cloud teknolojileri ile entegre edilebiliyor. İşte heyecanla beklenen giyilebilir teknoloji ürünü Google Glass'ın tüm teknik özellikleri;

Google Glass Teknik Özelikleri: 
Android 4.0.4 işletim sistemi
16 GB'lık hafıza
1 GB RAM
1.2 GHz çift çekirdekli ARM Cortex-A9 veya OMAP 4430 işlemciler
5 MP 720p görüntü kalitesinde kamera
WiFi , GPS, Bluetooth

Akıllı gözlük için Amerika'da satış fiyatı ise 1500$ olarak belirlenmiş. Ayrıca bilindiği üzere Google Glass şu işlemleri yapabilecek.

Fotoğraf çekme
Mesaj gönderme
Videoya Çekme
Adres tarif etme (Navigasyon)
Arama yapma

Bilindiği üzere geçen yıl Başbakan Erdoğan Amerika'ya yapdığı ziyaret sırasında bu gözlüğü denemişti ve şu resim basında yer alarak gündemde yer almıştı.


Devamını oku...

Geleceğin Bilgisayar Teknolojisi "Yapay Zeka" Algoritmaları ve Uygulama Alanları

1 yorum
Her halde yapay zekayı duymamış olan neredeyse yoktur diye düşünüyorum. Çünkü gerek filmlerde gerekse haber kanallarında sık sık duyduğumuz bir terimdir. Peki yapay zeka nedir? diye kendinize hiç sordunuz mu? Bence geleceğin en önemli alanlarından biri yapay zeka olacaktır. Çünkü karşımıza çıkan yeni elektronik eşyalar her geçen gün daha gelişmiş ve karmaşık olarak karşımıza çıkıyor. Bu yapıların bu kadar kompleks olmasının en büyük sebeplerinden biri de yazılım alanında atılan büyük adımlardır. Aslında yapay zekada tam olarak bir yazılım modellemesidir diyebiliriz.

Yapay zeka sistemleri filmlerde bilim kurgu tarzında gösterilse de aslında pek çok alanda bu sistemler kullanılmaktadır. Mesela Google,Yahoo! gibi siteler arama işleminde bu algoritmaları kullanırlar. Şuan Google üzerinde çalıştığı insansız araçlar da tamamen yapay zekaya örnektir. Bunların yanı sıra cümle bazlı dil çevirmesi yapabilen çevirme sistemleri de bu alana örnektir. Ayrıca Youtube da yer alan otomatik alt yazı özelliği de yine bu sistemlere en güzel örneklerden biridir. Araçlarda yer alan otomatik park,otomatik şerit ve araç takip sistemleri de otomotiv alanına en güzel örneklerdendir.

yapay zeka,insan beyni,algoritma,teknoloji,çarklı insan beyni,bilgisayar sistemleri


Şimdi bu sistemleri daha yakından tanıyalım.
Yapay Zeka Nedir?
Bu ifadeyi tanımlamadan önce akıl kavramını bilmek çok önemlidir. Çünkü insanlar genelde akıl ve zeka kavramlarını birbiriyle karıştırırlar.
Akıl: Doğduğumuz günden itibaren sürekli öğrenme eğilimi içerisine gireriz ve hayatımızın sonuna kadar bu süreç devam eder. Çevremizden edindiğimiz tecrübe ve bilgilerin yanı sıra doğuştan gelen bir takım kalıtsal yeteneklerimiz olan korku,refleks,sevgi ve kıskançlık gibi yeteneklerimizin gelişmesi işlemidir. Akıl hiçbir yol ile bilgisayar sistemlerine kopyalanamaz.
Zeka: Vücudumuzun beklenmedik bir durum veya olaya karşı bireyin uyum sağlaya bilme işlemini sağlayan sistemdir. Burada deneyim ve tecrübe gibi faktörler önemlidir. Zeka olayı tüm bireyde vardır fakat kişiden kişiye farklılık gösterir. Zeka kavramı algoritmalar yardımıyla bilgisayar sistemlerine yazılımsal olarak eklenebilir.

Yapay Zeka (Artificial Intelligence)
Artık akıl ve zeka kavramlarını öğrendiğimize göre yapay zekayı açıklayabiliriz.
İnsanoğlunun sahip olduğu öğrenme,problem çözme,düşüne bilme,karar verebilme,tecrübe edinme gibi davranışlarını inceleyerek insanın sahip olduğu yetenekleri bilgisayar sistemlerine kopyalayan bilgisayar bilimidir.

Yapay Zeka Sistemlerini Geleneksel Programlamadan Ayıran Farklar
Bu sistemler kendisine öğretilen bilgiler doğrultusunda geleneksel programlamadan farklı olarak insana ait olan işlemler olan karar verme,tecrübe kazanma,eksik veri ile problem çözme, kazanılan yeni tecrübeler ve yeni veriler ile karşısına çıkan farklı problemleri çözebilme yeteneğine sahip belirli bir algoritma yerine daha çok sezgisel olarak hareket ede bilen algoritmalar dır. En önemli farkı ise yapay zeka sistemleri yanlış karar verip yanlış bir işlem yapabilir.

Yapay Zeka Sistemlerin de Kullanılan Teknikler
Aslında şuana kadar olan bölümlerde yapay zekayı anlatmaya çalıştım. Bundan sonraki kısımlar daha çok uygulamaya yönelik çalışmalardır. Aşağıda vermiş olduğum teknikler aslında başlı başına birer yazı olabilecek ayrıntıda dırlar. Fakat ben burada temel olarak bu tekniklere değinerek bahsedeceğim.

Uzman Sistemler (Expert Systems)
Belirli bir alanda uzman kişinin verdiği bilgiler doğrultusunda öğretilen konular hakkında çözüm üretebilen programlardır. Bilinen en eski yapay zeka uygulamalarındandır. Bu sistemler verdiği kararı nasıl ve neden verdiğini açıklayabilirler. Arıca üzerine uygulama geliştirerek yeni bilgiler öğretilebilir. Uzman sistemler bir alanda uygulanmak istendiğinde bu alan ile ilgili en iyi uzman ile görüşülerek yardım alınmalıdır. Ayrıca uzmanların verdiği bilgileri tam ve kurallar halinde olduğu araştırılmalıdır. Eğer sisteme öğretilmek istenen sistem iyi bir şekilde yazılamaz ise bilgisayarın doğru bir sonuç üretme ihtimali azalır.
Ürün tasarımı,kalite kontrol,ses işleme,görüntü kontrol,hata düzeltme gibi alanlarda uzman sistemler kullanılabilir.

Bulanık Mantık (Fuzzy Logic)
Aristo'nun ortaya atmış olduğu ikili mantık işlemlerinden farklı olarak çok değerli mantık temelleri üzerine kurulu kavramlara bulanık mantık denilmektedir. Bu sistemler kesin bir değer vermez yaklaşık olarak bir değer verirler. Mantık olarak 0 veya 1 değeri vermek yerine 0-1 arası bir değer verirler. Bu sistemler de eksik bilgi olduğunda yada bilinmeyen durumlarda bir sonuç çıkarma kabiliyeti  vardır.
Bu sistemler aslında bir nesneye direk olarak büyük yada küçük olarak nitelemek yerine küçük,en küçük,orta,büyük,çok büyük gibi çeşitli dilsel kavramlar ile bir değer verirler. Sistem çakışan değer kümelerindeki aralıklara verildiği giriş değerleri ve beklenen çıkış değerlerini kapsayarak en doğru sonucu üretmeye çalışır.
bulanık mantık,fuzzy logic,çoklu mantık,mantık,aristo

Bulanık mantık sistem uygulamalarına en güzel örnekler ise otomatik araba park sistemleri, otomatik araç takip sistemleridir. Ayrıca çamaşır ve bulaşık makinelerin de kirlilik ve yoğunluk oranını algılayarak su ve deterjan miktarını harcayan sistemlerde bulanık mantık ile programlanır.

Genetik Algoritmalar (Evolutionary Algorithm)
Genetik bilindiği üzere insan yapısını ve insanın biyolojik olarak çalışmasını inceleyen biyoloji bilim dalıdır. Gen ise bir bireyin anne ve babadan aldığı kalıtsal özelliklerin saklandığı yerlerdir. Yani bahsettiklerim den anlayacağınız üzere canlıların çalışma yapısının incelenerek bilgisayarlara aktarılması işlemine genetik algoritma denilmektedir. Çaprazlama ise genleri bir biri ile çaprazlayarak yeni ve daha iyi gen nesilleri elde etme işlemidir. Mutasyon ise çaprazlama sonunda genlerde oluşan değişikliklerdir.

Yazılımsal olarak, genetik algoritma sistemlerinde en iyi genlerin korunması ve doğal seçilim ilkesinin benzetim yolu ile bilgisayara uygulanması istenmektedir. Bu yüzden eldeki veriler ile en iyi geni elde etmek için belirli algoritma mantıkları ile genler üzerinde çaprazlama yapılması sağlanarak genlerin mutasyona uğratılması sağlanır. Bu şekilde sistemdeki en iyi yapay genler elde edilir ve sistemin kararlı çalışması sağlanır. Genetik algoritma sistemi bu çaprazlama işlemini kendisi yapar ve sonuçlara göre öğrenme işlemini gerçekleştirir. Bu sistemler zamanla daha iyi öğreneceğinden başlangıçta hata yapsalar da ilerleyen zamanlarda iyi bir performans verebilirler. Genellikle bu yöntem arama ve yer bulma gibi işlemlerde kullanılırlar. Bu sistemlere en güzel örnekler ise karınca kolonisi algoritması, arı kolonisi algoritması ve gezici satıcı algoritmalarıdır. Genetik algoritma 10 senelik bir geçmişe sahiptir. Yani daha oldukça yeni bir alandır.

Yapay Sinir Ağları (Artificial Neural Networks)
Bu sistemler insan beynini örnek alarak bilgisayar üzerinde kullanılması için oluşturulmuştur. Bu sistemler beyni oluşturan hücrelerin diğer adı ile nöronların matematiksel olarak modellenmesi işlemdir. Bu sistemler iki yönü ile beyne benzer. Bunlar,
1. Sistemdeki bir ağ tarafından(kamera,mikrofon veya harddisk gibi) bir öğrenme yolu ile bilgiler kazanırlar.
2. Sinaptik ağırlık olarak bilinen sinirler arası bağlantı güçleri, elde edilen bilgileri saklamak için kullanılır.

Ayrıca yapay sinir ağlarındaki silikonlu yapay nöronlar insan beynindeki nöronlara oranla çok daha hızlı hareket edebilirler. Yani yapay nöronlar nana saniyede veri işleyebilirken, insan sinirleri mili saniyelerde işler. Fakat bu üstünlüğe rağmen insan beyni yapay sinir ağlarından çok daha hızlı hareket edebilirler. Bunun en büyük sebebi ise sinirler arasında yer alan bir sürü sinir hücrelerinin yer almasıdır. Bu sistemlerin paralel bir yapıda çalışması ile işlemler hızlı bir şekilde iletilir. Yapay sinir ağları sadece insanların yapabileceği şeyleri gerçekleştirebilirler. Bu yüzden insanın yapamayacağı bir şey bu ağlardan beklenmemelidir.
Bu sistemler de en büyük sorun ise benzer şekillerin ayırt edilmesi işlemidir. Bunun için bazı özel yöntemler geliştirilmiştir. Bu sistemler sayesi ile sistemin doğru karar vermesi sağlanmıştır. Örnek verecek olursak bir görüntü işlemede M ile N harflerini ayırt etmesi istendiğinde bu harfler çok farklı şekillerde yazıla bilirler. Bu farklılığı ayırt ederek elle veya bilgisayar ile oluşturulmuş olsa da harfin M mi? yoksa N mi? olduğunu anlamak için ağırlık merkezi hesaplanarak harf analiz edilir. Bu analiz sonunda çok büyük bir ihtimal ile yapay ağlar doğru sonuca ulaşacaktır.
Yapay sinir ağlarına örnek verilebilecek uygulamalar ise, Uçak kontrol sistemleri, otomatik pilotlar, hedef saptama sistemleri, animasyon işlemleri, konuşma analizi, gerçek zamanlı tercüme gibi sistemler gösterilebilir.

Yazıya burada son vermeme rağmen aslında yazmak istediklerimin yarısı bile burada yer almıyor. İlerleyen zamanlarda yapay zeka sistemleri hakkında daha geniş bir yazı yazarak yada ayrı başlıklar altında yapay zeka teknikleri olan uzman sistemler, bulanık mantık, genetik algoritma ve yapay sinir ağları daha fazla bir şekilde açıklanarak daha iyi anlatım ve kaliteli içerik elde edilebilir.

Yorum kısmını kullanarak görüşlerinizi iletebilirsiniz. Eğer takıldığınız yerler olursa yine yorum kısmından sorabilirsiniz.

Devamını oku...

İletişim Kopukluğuna Sosyal Ağ Modeli

1 yorum
Olay oldukça garip değil mi? Bir grup doğa sever sivil toplum kuruluşu Taksim'de gezi parkını korumak istedi ve başımıza gelmeyen kalmadı. Şimdi biraz geri dönüp geçmişi incelemek gerekir çünkü insanları rahat bırakmazsan istedikleri gibi özgür bir yaşam alanı sunmaz hatta üstüne seni protesto etme izni bile vermezsen bunlar gelir başına. Ortada ne provokasyon ne de terörist faaliyet var olanların tamamı  sadece rezilliktir.

Şimdi ben burada olaya biraz daha farklı bakacağım. Sadece yaşadığım bir anı ve aklımdan geçenler olacak bu yazıda daha da fazlası olmayacak.

Çarşamba günüydü ve etkili iletişim konusu üzerine bir kitap almak istiyordum. Kitapçı ya gittim ve güzel de bir kitap aldım. Kasaya gelip parayı ödedikten sonra kasiyerin poşetin içine bir şey sıkıştırdığını gördüm. Poşeti elime aldığımda merak ettim ve şöyle bir baktım. Bir gazete vardı. Yine yerel gazatelerden biri işte dedim ve eve doğru yol almaya devam ettim.
Eve geldiğimde gazetenin yerel gazete değil de Radikal olduğunu fark ettim her neyse işte manşetten başladık okumaya sayın Eyüp Can'ın manşette şöyle bir yazısı vardı. "Yıkmayalım genişletelim (yazı için tıkla)" güzel de bir yazı hazırlamış ellerine de sağlık. İlgili yazının son kısmını yazımın son bölümünde paylaşacağım ve gerçekten de ne kadar da insancıl ve demokratik yaklaşıldığını görün olaya.

taksim,gezi parkı,eylem,ağaç katliamı,diren gezi

Taksim ve Tüm Türkiye'de  Çarşamba Günü ve Sonrasında Yaşananlar

Herkesin en içten dileklerini sunduğu bu zamanda, polis güç kullanmaya başlamıştı da zaten dozunu öyle bir seviyeye getirdi ki biraz düşünen hiç kimse bu olaya sessiz kalamadı. Çünkü mesele artık ağaç meselesi ve gezi parkı meselesi olmaktan çıktı ve ifade özgürlüğü ve demokrasi özgürlüğüne dönüştü. Herkes bu olaya tepki verdi ama asıl sorun şuydu "iletişim kopukluğu" ama bu kopukluk halk arasında değil devlet'in ve halkı arasındaydı.

Zaten yaşanan pek çok olayla yayın ve basın kuruluşları susturulmuştu da bu olaylarda direk olarak bir yasak olmasa da dolaylı yollarla zaten onlar da susturuldu. Bu sefer de işin içine sosyal medya girdi. Hatta başbakan onun için de twitter gibi bir bela var dedi. Aslında bela değil nimet ama gel de şimdi anlat. Tabi bu bela iyi amaçlar için kullanılmak yerine basın kuruluşları gibi yine dolaylı yollarla durdurulmaya çalışıldı.

Kopuk İletişime Sosyal Ağlardan Çare Geldi

İletişim kopuk dedik ya devam edelim. Önceden geçe inşaatını vatandaş yapardı artık devlet yapar oldu. Belli ki tepki bekleniyordu ki gece yarısı ilk çalışmalar başladı ama sivil toplumları tarafından engel olundu. Anayasa kurallarına göre hakları olan eylemi başlattılar. Polis geldi tıpkı mahalle eşkıyaları gibi ortamı geren ilk müdahalesini yaptı. İyi mi oldu?
Televizyonlar ile uyutulmaya çalışan halk iletişimi twitter ve facebook ile sağladı ve gerçek bir iletişim modeli ortaya konuldu. Ama hala halk ile iletişim kurulmadı. Bunun yerine halkın iletişimi kesilmeye çalışıldı. Kimilerine göre dns sunucuları kapatılarak sosyal ağlara girişler engellendi. Kimilerine göre birileri kızdı saldırdı. Hatta arkadaşlarımın şöyle iddiası da vardı ki bu en ürperticiydi. "Twitlerim silindi" Facebook içinde aynı iddia vardı. Yani devlet bu iki siteye baskı yapıp bazı gönderileri kaldırtmış da olabilir mi? diye sordum kendime yani.

Eğer medya olayları sosyal ağ paylaşımları ile eş zamanlı bir şekilde en başından beri gösterebilseydi. Hiç bir olay olmadan eylem son bulurdu ama engeller daha da büyük sorunları açtı. Hatta eğer zamanında blogculuk bu ülkede engellenmeseydi. Blogcular sosyal ağları kontrol edebilmeyi öğrenseydi. Ortam daha renkli geçer ve daha da demokratik olabilirdi. Bu süreçteki Türkiye'ye internet yasağı hiç yakışmıyor. Bunu da söylemeden geçmeyelim.

Taksim'de Şimdi Ne Olacak? Gezi Parkı'na Ne Olacak?
Şimdi kopukluğun alasına bakalım. Polis çekiliyor denildi ve dolaylı yasaklı basında meydana indi. Hep kötü olaylar önümüze sunuldu ve 4-5 günlük bir halk mücadelesi 1 saat içinde bir kaç çapulcu ve bir kaç terörist faaliyetiymiş gibi gösterilmeye çalışıldı ve bu çaba maalesef ki hala da devam ediyor.

Bu durum böyle giderse halk yatışmayacak çünkü bu mesela ağaç meselesi değil artık mesele özgür ifade kısacası özgürlük ve halkın hakimiyeti meselesi başbakanın bir sözü bir diğerini tutmuyor. Halkı yatıştırıp polisi ve yerel yönetimi uyarması gerekirken en ala gerginliği o çıkarıyor. Biz oraya Avm değil bir müze düşünüyorduk hatta Taksim'in görüntüsünü bozan binaları yıkıp kilisenin yanına da cami yapacaktık diyor ama nasıl diyor vatandaşına hakaret ederek diyor. Benim merak ettiğim asıl şey ise şu madem olay gerçekten kaldırım çalışmasıydı ve elde hali hazırda net bir proje yoktu. Niye vatandaşa eylemcilere belgeler gösterilerek sadece duvarın yıkılıp kaldırımın yapılacağı söylenmedi. Koskoca devlet bir iş yaparken işe projesiz mi başlıyor yani?

Son Bölüm ve Ben Kaçar
Olay polisin şiddeti abartması ve bu şiddeti kimsenin engellemeden izlemesi meselesidir. Yani gerekli merciler durumdan rahatsızda değildi. Şimdi lütfen vatandaşı dinleyin ve özür dileyin. Çünkü iletişim modeliniz çok kötüydü. Biz vatandaşlarda aramızda kurduğumuz iletişim modelini devletimizle de gösterelim.

"Ayrıca minik bir hatırlatma: Başbakan Tayyip Erdoğan benzer bir tartışma çıkınca Göztepe Parkı’nı sembol tartışmasına kurban etmedi ve AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi Anadolu yakasında içinde cami projesi de olan şahane bir park inşa etti. Geçen ay gittim, gözlerimle gördüm Göztepe Parkı’nın yeni halini… Aynısı Taksim’de neden olmasın?"
Eyüp Can'ın Central Park dururken 'Gezi Park'ı neden yok ediliyor? yazısının son bölümüdür.

ve bahsettiğim iletişim kitabımdan ise iki özlü söz
"İyi bir iletimin en önemli kuralı dinlemektir eğer iyi bir dinleyici değilseniz iyi bir iletişim de kuramazsınız. İyi iletişim ise hayatta mutluluğun en önemli gereksinimidir"
"Eğer bir kişi ile olan iletişiminizi sonlandırmak yada tamamen bitirmek istiyorsanız ona karşı kırıcı ve itici sözler söyleyin." 

Devamını oku...

Apple Dünyayı Değiştirdi Ama Rakipleri...

0 yorum
Başlık kısmını yarım bıraktım çünkü Apple'ı anlatırken Farklı Düşünmek gerekiyordu. Başlığı tam olarak şu şekilde düşündüm. "Apple Dünyayı Değiştirdi Ama Rakiplerinin Zihniyeti Hala Değişmedi" niye böyle dediğimi merak ediyorsanız aşağıda bunların cevabını vereceğim. Ama ondan önce şöyle bir içimi dökmek istiyorum.

Steve Jobs, gerçekten de dünyanın geleceğini ciddi manada değiştiren değerli şahsiyetlerden biri olarak aramızdan ayrıldı. Jobs ve Apple ekibinin en büyük özelliği Farklı Düşünmeleriydi. 1997 yılında Think Different sloganlı bir reklam filmi yayınlayarak zihniyetlerini ortaya serdiler. Tabi bundan faydalanmak herkese nasip olmaz.
Beni bu yazıyı yazmaya iten sebep ise internet de teknoloji üzerine yayın yapan bazı haber siteleri ve blog sitelerinin Apple'ı ve ürünlerini kötüleyerek kullanıcıları İphone, İpad gibi ürünler yerine diğer firmaların benzer ürünlerini almalarını teşvik eden yazılar görmek oldu. Bu bir iddia olabilir ama gerçekte! Hatta yakın bir zaman önce bu yöntemle Samsung'un HTC'yi nasıl bitirdiği ispatlandı. Bu iddiayı Samsung'ta kabul etti.

Bunlar beni, bizi ilgilendirmez bu doğru sayılabilir ama tüketicileri yanlış yöne sevk etmeleri haksızlık hatta hiledir. Amaç kullanıcıya ürünün güzelliklerini tanıtarak kullanıcıya pazarlamak olmalı. Rakip firmaların ürünlerini kötüleyerek değil!

Şimdi gelelim sadece Apple'a. Apple her zaman farklıydı. Bence hala da farklı olmaya devam ediyor. Bu güne kadar çıkardığı hiçbir ürün sıradan değildi. Hatta Apple ürünleri her zaman bambaşkaydı. İlk tablet(İpad),ilk akıllı telefon(İphone),ilk müzik kutusu(İpod) ve diğerleri...

Bunu görüşümü destekleyen bir söz ve bir resim ile devam edelim :)

Apple'ın kurucularından Steve Wozniak,Apple'ın üzerinde çalıştığı şeylerin eski cihazların yeniden makyajlanmış hali değilde daha önce olmayan, tamamen farklı şeylerin olduğunu söyledi.

Resim ile zaten Steve Jobs ile Apple'ın dünyada neyi değiştirdiği ortada. Bu iki resimde Papa seçimleri sırasında çekilmiş.
apple , steve jobs, hayatımızı değiştiren teknoloji, dünya değişiyor
Apple, ürünleri hayatımızı değiştirdi
Öyle haberler görüyorum ki bazen gülüyor bazense ne duruma geldiğimizi görüp üzülüyorum. İnsanlara, Steve Jobs'ın ölümü ile Apple ve ürünlerinin resmen yok oluyormuş imajı vermek ne kazandırabilir ki?

Ben İphone,İpad,İpod,Mac gibi ürünleri kusursuzlar demiyorum. Ama bu ürünler dünyadaki ilk örnekleri ve gerçekten de hala en iyileri. Hatta Apple tasarımcısı Jony Ive'de bir konuşmasında çok iyi bir ürün yaptık diyebiliriz ama muhteşem dememek gerekir diyor.
Apple, İphone ve İpad ile yarıştığı akıllı telefon ve tablet sektöründe geçmişe nazaran pazar payı kaybetmiş gibi görünüyor olabilir fakat bu ürünler ilk çıktığında pazarın tamamı Apple'a aitti. Şimdi ise bir çok rakip ile yarışıyor ve hala bu iki sektörde en çok satan firma. 2013 ile de 2012 satışlarını geçecek gibi duruyor. Yani Apple ve Farklı ürünleri daha uzun yıllar bizimle birlikte olacaklar.

Hatta Apple, İTunes,İCloud,İBook gibi uygulamaları ile de farklarını gösterdiler. 

Belki de Apple'ın en önemli Farkı ise çıkarttığı ürünlerin tasarımlarıdır. Apple, her zaman tasarım konusunda da farklı olmuştur. Bunun en büyük nedenlerinden biri Steve Jobs 
Çünkü Jobs çok iyi bir bilgisayarcı olduğu gibi çok ta iyi bir tasarımcıydı. Teknoloji ile sanatı birleştirmiş olması Apple'a büyük bir fark sağlıyor. 
Bu sanatın en büyük şahsiyetlerinden biri de Jony Ive dir. Apple'ın Ive gibi bir tasarımcı ile çalışıyor olması tasarım konusunda da rakiplerinden ayırıyor. Hatta yeni çıkacak olan Ios 7 'nin tasarım kısmının Jony Ive öncülüğünde hazırlandığı söyleniyor.

Apple'ın farkına bir örnekte akıllı saat ürünü İWach gösterilmelidir.

Her şey ortada Apple Farklı başladı Farklı da devam ediyor. Eğer bir ürün almaya karar verirseniz size en uygun ürünü bulun ve alın. Markası beni çokta ilgilendirmiyor. Ama Apple her zaman Farklı düşünüp Farklı Ürünler ile karşımıza çıkacaklar.

Devamını oku...

Bilinci ve Bilinçaltı Kavramalarını Anlama - Kendini Tanıma Fırsatı

0 yorum
Bilinçaltı hakkında son günler de yaptığım uzun araştırmalardan dolayı bu konu hakkında bir yazı hazırlamaya karar verdim. Nedir bu bilinçaltı? diye merak eden her kişi için oldukça önemli bir yazı hazırlamaya özen gösterdim. 21. yüzyılın şüphesiz en tehlikeli konularından biri de bilinçsizlik. Çevremizde aslında hiç bir şey bilmeyip de ne kadar çok şey biliyormuş gibi dolaşan bir sürü boş insan var. Bu büyük sözden sonra şunu da belirtmek isterim ki ben bu konuda bir bilgelik taslamak niyetinde değilim. Sadece insan sorunları üzerine yaptığım araştırmaları paylaşıyorum.

Her şey bir anda olmuştu. İnternet üzerinde beyinsel hastalıkları araştırırken bilinçaltı kavramı ile tanıştım. Bu konu üzerine araştırmalar yapmaya devam ettim. İnternet bilgilerinin yetersiz ve hep aynı konular üzerine olduğunu fark ettim bundan dolayı kütüphaneden bir kitap alamaya karar verdim. Kitapları incelerken Psikiyatr Carl Gustav Jung'un İnsan Ruhuna Yöneliş kitabı ilgimi çekti ve bu kitabı okumak için ödünç aldım.

Kısaca Jung Kimdir? sorusuna cevap vermekte gerekir sanırım.
Analitik psikolojinin kurucusudur. Çağrışım deneyleri ile uluslararası çok büyük ün kazanmış ve 1915 sonrasında bilinçaltı ve problemleri üzerine yoğunlaşarak çok ciddi ve önemli araştırmalar yapmıştır. Yaptığı deneyler ve araştırmalarını oldukça iyi bir şekilde ispatlayarak ruh bilimine çok önemli katkılarda bulunmuştur.

Bu kitap bir psikiyatr tarafından yazılmış olduğundan sizlere çok bilimsel gelebilir. Ama ne kadar bilimsel bir kitapta olsa her insanın bu kitabı okuması gerekir. Çünkü bu kitap ile insanın kendini tanıma fırsatını bulduğunu belirtmeliyim. Artık daha da bilimsel konulara girmenin tam sırası bence. :)

Bilinçaltını Tanımak
Bilinçaltını anlamak için ilk önce bilinci tanımak gerekir. Bilinç en basit ifadeyle bireyin iradesi ile yaptığı her şey diyebiliriz. Bilinç de önemli olan farkındalık dır.
Şu da bir gerçektir ki bilinçaltı diye bir şeyde var. Bazı kişiler bunu inkar edebilir. Fakat bu inkar yokluğunu ispatlamaz. Milattan öncesinde ve sonrasında bile çok büyük medeniyetler içinde bile kabul görmüş bir kavramdır. Jung'a göre bilinçaltı, ruhun ta kendisidir. Belkide Ruhun iradesi yani bilincidir.

Bilinçaltı (RUH) Var Mıdır?
Bilimsel girdik bu konuya bir de bilinçaltını ispatlamak gerekir. Yine Jung ile devam edelim. Eğer materyalist bir düşünceye sahipseniz üzgünüm  Ruh, fizik alemin de yer kaplamaz bundan dolayı ruh yani bilinçaltı fiziksel olarak ispatlanamaz. Ruh, hareketli bir güç,yaşam veren bir güçtür.

Bilinçaltı (RUH) Kavramının İspatı
Ama mantıksal olarak yaklaşırsak hayatımız boyunca bilinçli bir şekilde geçirdiğimiz anlarımızı toplasak ne kadarlık bir sürenin bilincindeyiz. Bilimsel olarak bu en fazla geçirilen sürenin yarısı yapabilir. Peki ömrümüzün diğer yarısında ne yapıyoruz. Hepimiz rüyalar görür, hayaller kurarız. Geleceğimizle ilgili düşüncelere dalar bazense geçmişimizi hatırlarız. Bu işlemlerin pek çoğunu istemsiz bir şekilde gerçekleştiririz. Bir anda olu verirler işte burada bilinçaltı artık bilincimizi durdurmuş ve dizgini kendi eline almıştır.

Bilinç ve Bilinçaltı Arasındaki Fark
Bu iki kavram gerçekten de oldukça önemlidir. Çünkü özellikle teknoloji çağında yaşayan tüm bireyler üzerinde televizyon, internet ve diğer yayın araçları ile bilinçaltını etkilemeye yönelik içeriklere maruz kalmaktadır. Bu içerikler kişi farkında olmasa bile onu başka şeylere yönlendirir. Burada asıl sıkıntı ise ruh hastalıkları veya sinir hastalıkları diye tanımlanan problemlerin bilinçaltı kaynaklı olmasıdır.
Bir insan gözü saniyenin onda biri kadar sürede görüntü alarak beyine yollayabiliyor. Böyle bir durumda bir nesneye bakıldığı anda görüntü sürekli yenileniyor. İşte burada bilincin algıladığı şeyler olduğu gibi bilinçaltımızda algılar. Jung, bilinci ve bilinçaltını şu şekilde tanımlamıştır. Bilinçaltı, süresiz ve devamlıdır. Bilinç ise sınırlı ve sürelidir. Yani bilinçli bir şekilde algılamadığımız bir çok şeyi bilinçaltı algılar ve kaydeder. Buna en büyük örnek düşlerdir. Bilinçaltı, düş esnasında daha önceden geçtiğiniz bir sokağı tüm ayrıntısı ile gösterebilir. Kendiniz ise, Araba plakalarına hızlı bir şekilde baktıktan sonra plakayı söylemeye çalışın. Plakayı tekrar doğru şekilde söyleyemeseniz de o plakaya yakın bir şey söyleyeceksiniz. mesela 089 değilde 890 gibi.

Bilinç ve Bilinçaltı Arasındaki İlişki 
Bu konuyu Jung, İnsan Ruhuna Yöneliş adlı kitabında bilinç ve bilinçaltı işlevleri olarak anlatmakta. Kuşkusuz bilinç ve bilinçaltı arasında bir ilişki vardır. Bu ilişki çok kötüdür iki kavramda bir birimden bağımsız hareket etmeliler dersek yanlış demiş oluruz. Fakat bu iki kavram bir birine müdahale ettiklerin de bize çok ciddi zararlar da verebilirler. Gerçek dünyada bilinçaltı kendisini çok fazla gösterir ise kişi bozuklukları oluşabilir. Bunun yanında insan iradesini kaybeder ve bilinçaltının yaşamına girer. Rüyalar'da ise bilinçaltı bize bir şeyler anlatmak ister bize yol gösterir fakat burada da bilinç, bilinçaltına müdahale eder ve anlatılmak istenilen şey yarım kalır gider.

Burada yazıya son veriyorum ve bilimsel olarak bilinç ve bilinçaltını kısaca özetlemiş oldum. Bu yazının ikinci kısmında ise bilimsellikten uzaklaşarak günlük örnekler ve İnsan Ruhuna Yöneliş kitabından önemli örnekler vererek daha da açık bir hale getireceğim. İkinci yazıyı en kısa bir zamanda hazırlayarak sitede paylaşacağım. Ayrıca İnsan Ruhuna Yöneliş adlı kitabın bir de özet slaytını paylaşacağım. Bilinçli günler geçirmek dileğiyle :)

Bilinç ve Bilinçaltı ile ilgili görüşlerinizi benimle yorum kısmı yardımıyla paylaşırsanız çok memnun olurum.

Devamını oku...

Kondansatör Çeşitleri ve Sembolleri

0 yorum
Daha önce başka bir yazıda temel elektronik elemanlarından biri olan kondansatör hakkında genel bilgiler vermiştim. Fakat o yazı kondansatörün tanımı, çalışma mantığı, kullanım amacı gibi şeyleri anlattığından kondansatör hakkında teorik bilgi olarak yeterli dursa da pratikte yetersiz kaldığını düşündüğüm için kondansatörün çeşitleri ve devrelerde kullanım amaçları hakkında ayrı bir yazı hazırlamaya karar verdim.
Eğer teorik anlamda kondansatörleri anlamak istiyorsanız ilk yazıya giderek inceleyebilirsiniz.
http://www.teknokoliker.com/2012/09/kondansator-kapasitor-nedir-cesitleri.html

Kondansatörler'de Kutup Olayı
Kondansatörler, pozitif ve negatif bacak uçları önemli elemanlardır. Bu olay kondansatör de kutup olarak bilinmektedir. Kondansatörler, Kutuplu ve kutupsuz olarak iki farklı türde üretilmektedir. Bu iki durumu aşağıda inceleyelim.

Kutupsuz Kondansatör
Üretim esnasında bacak uçları kutuplanmamış kondansatör türüdür. Yani bu durumda kondansatörün bacaklarının bağlanma yönü önemli değildir.

Kutuplu Kondansatör

Üretim esnasında bacak uçları kutuplanmış ve hangi bacağı pozitif (+) ve negatif (-) olduğu belli olan kondansatör türüdür. Bu türdeki kondansatörleri devreye bağlarken bacak uçlarını kontrol ederek doğru bir şekilde bağlamamız gerekir. Eğer kondansatörler yanlış bir şekilde bağlanırsa patlar ve bize zarar verebilir.


Kondansatör Çeşitleri
Kondansatörlerin sabit ve ayarlanabilir olarak iki kısıma ayrıldığını ilk yazıda belirtmiştim. Oradaki sıraya göre  kondansatörlerin tanımlamasını yapalım. Kondansatörler içerisinde kullanılan yalıtkan (dielektrik) cinsine göre çeşitlendirilir.

Sabit Kondansatörler
Bu kondansatör türlerinin sağladığı kapasitans değeri üretilirken belirlenmiş ve bu kapasitans değeri kullanıcı tarafından değiştirilemezler. Kaynaklarda pek çok şekilde sınıflandırılmış şekilde görebilirsiniz. Ben aşağıda kendime özgü olarak 5 farklı sınıflandırmada bulundum.

1. Plastik Film Kondansatör
Yalıtkan olarak polikarbonat ve polyester gibi plastik maddeler yaygın olarak kullanıldığı gibi başka plastik maddeler de kullanılmaktadır.
Kullanım Alanı (Amacı) Sinyal ve filtreleme devrelerinde genellikle plastik film kondansatörler kullanılmasına rağmen yüksek frekanslı devre uygulamalarında tercih edilmezler Kutupsuz olarak üretilirler.

2. Seramik Kondansatör
Yalıtkan Maddesi Genellikle titanyum ya da baryum olarak imal edilirler.
Kullanım Alanı (Amacı) Genellikle yüksek frekanslı devrelerde bypass kondansatörü* olarak kullanılırlar. Yüksek frekanslı devre uygulamalarında çalışabilecek hassasiyet de üretilirler. Kutupsuz olarak üretilirler. Mercimeğe benzemesinden dolayı mercimek kondansatör olarak ta bilinirler.

3. Mika Kondansatör
Yalıtkan Maddesi olarak bir tür demir oksit olan mika kullanılmaktadır.
Kullanım Alanı (Amacı) Mika kondansatörlerin frekans karakteristik değeri yüksek olmasından dolayı rezonans ve yüksek frekanslı devrelerde kullanılmaya uygundur. 100V-2500V voltaj aralığında, %2 - %20 tolerans aralığında 1pf – 0,1uf kapasite değerleri arasında çalışabilecek şekilde üretilirler.
Mikanın yalıtkan sabiti yüksek olmasından dolayı oluşabilecek kayıp miktarı en az olan kondansatör çeşitlerinden biridir. Kutupsuz olarak üretilirler.

4. Elektrolitik Kondansatör
Alüminyum iki levha arası asit borik eriği kullanılarak yalıtma işlemi yapılır.
Kullanım Alanı (Amacı) Filtreleme, Gerilim Çoklayıcı, Kuplaj – dekuplaj ve Zamanlama devreleri için kullanılırlar.

Elektrolitik Kondansatör Özellikleri
Diğer kondansatörler den farklı olarak pozitif ve negatif kutupları belli olan kondansatör türüdür.
Yüksek kapasite değerlerinde imal edilebilirler.
Üretilirken maksimum çalışma gerilimi farklı aralıklarda üretildiğinden üzerinde çalışma gerilimi belirtilir. Yüksek frekans karakteristik değeri, kötü olduğundan yüksek frekanslı devrelerde tercih edilmezler.
Plaka olarak alüminyum ve tantalyum olarak iki farklı çeşitte üretilirler.
Tantalyum, karakteristik değeri daha yüksek olduğu için daha hassas uygulama devrelerinde tercih edilirler. 
Üretim esnasında maksimum şarj voltaj değeri belli olduğu için asla bu değer aşılmamalıdır. Bundan dolayı kondansatör seçilirken bu voltaj değeri dikkate alınarak devreye uygun bir seçim yapılmalıdır.

5. Smd Kondansatör
Yüzey montajlı elamanlar (SMD) artık günümüzde oldukça yaygınlaştı. Bundan dolayı Smd kondansatörleri de listeye ekledim. Bu kondansatörler çeşitli firmalar tarafından farklı şekilde üretilirler. Fakat genellikle seramik ve mika kondansatöre uygun yapıda fakat daha küçük bir şekilde imal edilirler. Kılıf olarak diğer kondansatörler den farklıdırlar. Bu elemanlar plaketin bakırlı yüzeyine montajlanır. Küçük boyutlu elektronik kartlar imal edilmek istendiğinde smd elemanlar kullanmak en doğrusudur.

Ayarlı Kondansatörler
Üretim esnasında belirli bir kapasite değerlerinde üretilerek imal edilen kondansatör türüdür. Bu kondansatörlerin minimum ve maksimum bir kapasite değeri vardır. Bu değerler devrede istenilen bir değerde sabitlenerek kullanılırlar.

Ayarlı Kondansatör
Yalıtkan maddesi Genellikle havadır. Fakat piyasada yalıtkan türü olarak mika, plastik ve seramik olarak üretilen ayarlı kondansatörler de bulunmaktadır.
Ayarlı kondansatörler, birden fazla plakanın bir biri ile paralel bağlanması sonucu elde edilirler. Yani içerisinde birden fazla kondansatör bulunur. Bu sayede ihtiyacımız olan kapasite değeri için plakalar aktif edilir ve istenilen kapasite değerine ulaşılır.
Aşağıdaki görsel ile olayı daha açık hale getirmeye çalıştım.

Ayarlı Kondansatör İç Yapısı ve Sembolü
Bazı kısımlardan oluşur. Bu kısımlar,
Stator: Kondansatör içindeki hareketsiz (sabit) parçaya verilen ad.
Rotor: Kondansatör içindeki hareketli kısma verilen ad.
Mil: Rotorun, stator üzerinde hareketini sağlayan kısımdır. Mil yardımı ile kullanıcı istediği kapasite değerini ayarlar.

Ayarlı Kondansatörler, Variable ve Trimmer olmak üzere iki farklı çeşit de bulunmaktadır.

Variable Kondansatör
Kapasite değeri en yüksek olan ayarlı kondansatör türüdür. Maksimum Kapasite değeri 50pF - 400pF aralıklarında olabilir. Yüksek voltaj ve yüksek frekans aralıklarında çalışabilir. Çok yüksek kapasite değerlerine ulaşılmasa da en büyük avantajı 50KV ve 1000MHZ gibi yüksek voltaj ve frekans değerlerine ulaşabilirler. Bu tür kondansatörlerin mil kısmı kapasite değerleri istenildiği zaman hemen değiştirilmeye müsait olacak şekilde üretilir.

Kullanım Alanları
Oldukça büyük güçlü alanlarda
Yüksek frekans aralıklarında çalışılan uygulamalarda
Radyo alıcı ve vericilerinde

Trimmer Kondansatör
Kapasite değerinin ayarlanması için kullanılan milin bir vida şeklinde üretilmiş halidir. Tornavida yardımı ile istenilen kapasite değeri ayarlanır. Variable kondansatöre göre biraz daha düşük değer aralıklarında çalışırlar.


Kullanım Alanları
Trimmer olarak adlandırılan tüm elektronik elemanlar hassas çalışma değerlerinin belirlenmesi işleminde kullanılırlar. Bu hassas değer yakalandığında ise bu değer bir arıza olmadığı müddetçe değiştirilmez.
FM verici ve Telsiz gibi frekans aralığı belirli olan sistemlerde trimmer kondansatör kullanılmaktadır.

Devamını oku...

Çöpten Enerji Üretmek - İsviçre Örneği

3 yorum
Bir kaç gün öncesinde internet de dolanırken bir sitede rastladığım bir haber vardı. Hatta bu konu ile ilgili Teknokoliker'in sosyal ağlarından bir paylaşımda bulunmuştum. Hatta diğer paylaşımlara göre daha çok dikkat çekmeyi de başardı. Bunun nedeni ise hiç kuşkusuz bizlerin atık olarak bildiği çöplerin aslında birer enerji kaynağı olduğunun öğrenilmesidir.


Mesleğim itibari ile bu durum ilgimi oldukça çekti ve bu konu hakkında araştırma yapmaya karar verdim. Yaptığım araştırmalar sonunda ilginç olabilecek bazı şeylerde öğrendim. Bundan dolayı da bu konu hakkında bir yazı yazmaya karar verdim. Yazının devam eden kısmında haberlerde çıkan İsviçre'deki çöp olayını ve Türkiye'deki durumunu anlatacağım. En son olarak ise bu elektrik enerjisinin nasıl üretildiği hakkında bilgiler vereceğim.

İsviçre'nin Çöpü Tükendi
Yukarıdaki başlığın yanı sıra İsviçre'nin derdi büyük gibi başlıklarla internet de haber yapıldı. Bu durum gerçekten de doğruydu. Bu ülkede çöpler ısı ve elektrik enerjisi üretmek amacıyla geri dönüştürülüyordu. Hatta işi o kadar iyi bir şekilde yapıyorlar ki İsviçre'de geri dönüştürülen atıkların oranı %96 seviyelerine ulaşmış yani neredeyse bütün çöpler geri kazandırılıyor.

İsviçre Çöp İthalatına Bile Başladı
Ülkedeki çöpler yetmemeye başlayınca da çözümü çöp ithal etmede bulmuşlar bundan dolayı yakın komşuları olan Norveç ile anlaşmışlar ve yıllık 800.000 tonluk çöp ithalatına başlamışlar. Fakat bu durum ithalatın yöntemlerini de değiştirmişe benziyor. Bu yöntem ile İsviçre ithalat yaparak para harcamıyor tam tersi kazanıyor.

İsviçre'de Atık Dönüştürme İşlemi Nasıl İşliyor
Ülke çöplerinin büyük bir kısmı geri dönüştüğü için zaten çöp bulmada herhangi bir sıkıntı olmuyor. Bunun yanı sıra çevresel anlamda da önemli bir konu. İlk olarak atıklar çürütülüyor ve sonrasında oluşan çeşitli gazlar ile hem enerji hem de ısı elde ediliyor.

Türkiye'de Atık Madde Dönüştürme Ne Durumda?
Aslında araştırma yapmaya başlamadan önce Türkiye'de böyle önemli bir çalışmanın yer aldığını düşünmüyordum. Fakat araştırmalarım sonunda yanlış düşündüğümün farkına vardım. Türkiye'de de İsveç ve Türk iki iş adamının atık çöplerin geri dönüşümü için önemli yatırımlarda bulunduğunu öğrendim. Hatta sanırım İsviçre'de bu işi yapan şirketin yatırımları diye düşünmekteyim. Bu firma hakkında daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Ayrıca Ülkemizde ki çöp dönüşümü oranı ise %20 seviyelerinde olduğunu öğrendim.

Türkiye'deki Atık Çöp Dönüştürme Yerleri



Yukarıdaki resimdeki fabrika Ankara'nın Mamak semtinde yer almakta. Bu tesis elektrik üretirken ayrıca oluşan ısı enerjisi ile Mamak semtinin bütün ısınma ihtiyacını sağlayacak seviyede. 
Atık çöp dönüştürme konusunda ITC Türkiye firması Ankara ve Adana da fabrikaya mevcut ve İstanbul, Antalya, İzmir gibi şehirlerimizin de çöplerini alarak geri dönüşümünü sağlıyor.

Çöpten Nasıl Enerji Üretiliyor?
Bu kadar araştırma yapmamın sebebi aslında bu soruya cevap bulmaktı. Şimdi bu iş nasıl oluyor biraz da bunu anlatayım. Türkiye'de ayrıştırma işlemi İsviçre'deki gibi evlerde başlamıyor. Bundan dolayı fabrikada ilk olarak katı ve çöp atıkları ayrılıyor ve bundan sonra doğru bir depolama yaparak atık çöpteki gazı bertaraf etmek gerekiyor. Sonraki adım ise bu çöpleri bakterilerin parçalamaları için özel depolarda çürütmeye tabi tutarak sonucunda metan gazı elde ediliyor. Geri kalan çöpün mikrobiyoloji ve rafineri teknolojisi ile yakıp hidrokarbonlarına ayrılıyor ve bu işlem ile singaz elde ediliyor. Bu işlemler bu şekilde devam ediyor ve oluşan gazlar elektrik sistemlerine gönderilerek elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Ayrıca bu işlemler sırasında oluşan ısı ile de sera veya bina ısıtması yapılmakta.
Daha ayrıntılı bilgi için buradan ilgili yazıyı okuyabilirsiniz.

Bu sistem Ülkemizde biraz daha iyi seviyelere gelirse doğal gaz ithalatımızı %5 civarında azaltabilecek konumda ayrıca bu sistemle çevre temizliği de sağlanmış oluyor.
Bu atıklar en sonunda doğada hızlı bir şekilde yok olduğu gibi çeşitli işlemler ile gübre olarak kullanılması da mümkün. 
Ülkemiz Atık çöp konusunda Avrupa'da önemli 11. ülke konumunda İsviçre ise Avustralya ve Almanya'nın arkasından gelerek 3. ülke konumunda.

Yani kısacası evdeki atıklarımız aslında çöp değil birer enerji kaynağı! :)) 

Devamını oku...